AnasayfaRuhsal SorunlarAksiyete BozukluklarıPanik Bozukluk ve Agorafobi

 

 

 

 

 

PANİK BOZUKLUK VE AGORAFOBİ

Genellikle 20-30 yaş arasında başlar, erkeklerde erken yaşlarda daha fazla görülürken, kadınlarda 35-45 yaşları arasında en yüksek düzeyine ulaşır ve kadınlarda erkekler göre daha sık görülür..  Panik bozukluğun gelişiminde birçok etken rol alır. Çocukluk veya ergenlik yıllarında önem verilen birinden fiziksel veya duygusal olarak ayrılma, fiziksel veya cinsel kötüye kullanım, anne- babanın denetleyici, koruyucu, müdahaleci, eleştirel, korkutucu ve talep kar olarak algılanması, kişinin iş vb. sorunluluklarında artış, öfke kontrolünde zorlanma gibi etkenler başlıcalarıdır. Panik bozukluk birçok ruhsal hastalıkla( depresyon, sosyal fobi, OKB, Yaygın anksiyete bozukluğu vb. ) birlikte görülebilir. Panik bozukluğunda önemli bir risk alkol kötüye kullanımının gelişmesidir. Bu hastalar başlangıçta alkol alarak bir rahatlama sağlamaya çalışırlar fakat alkol alımı hastalığı düzeltmeyeceği gibi alkol bağımlılığının gelişimine neden olabilir.

Panik Atağı: Gün içerisinde beklenmedik bir yerde ve zamanda( uykuda dahil) aniden ortaya çıkan bedensel ve psikolojik belirtilerin eşlik ettiği yoğun bir korku ve endişe nöbetidir.  Bazen bu atağı tetikleyen bir faktör de olabilmektedir. Unutulmamalıdır ki panik atakların yaklaşık olarak %30- 40’ ı uyku sırasında oluşmaktadır.

Atak sırasında görülebilecek bedensel belirtiler, çarpıntı, nefes darlığı, göğüste daralma hissi, göğüs ağrısı, baş dönmesi, baş ağrısı, uyuşma, karıncalanma, terleme, bulantı, karında şişlik, sıcak basmaları gibi birçok belirti olabilir. Bu belirtiler nedeniyle hastalar genellikle acil servislere veya başka branş doktorlarına başvurmaktadırlar.

Atak sırasında görülebilecek psikolojik belirtiler, baş dönmesi, dengesizlik, bayılma hissi, gerçek dışılık ya da kendinden ayrılmış olma hissi, ölüm korkusu, delireceği ve kontrolü kaybedeceği korkularıdır.

Atak yaklaşık olarak 5-10 dakika kadar sürer,  fakat devamında oluşan fenalık hissi ve endişe saatlerce sürebilir.

Panik Bozukluğu:  Tekrarlayan, panik ataklarla birlikte, ataklar arasında uzun bir süre başka atakların olacağı endişesi, atakların sonuçları ve etkileri ile ilgili endişeler ve davranış değişiklikleri görülmektedir.

Agorafobi:  Hastalar panik atağı tetikleyeceklerine inandıkları, yardım alamayacakları veya kurtulmanın zor olabileceği durum, yer ya da olaylardan uzak durmaya çalışmalarıdır. Hastalar kaçındığı durumlarla karşılaştıklarında panik atak benzeri yoğun sıkıntılar yaşayabilirler. Kendilerine eşlik eden birileri olduğunda kaçındıkları ortam, yer ve olaylara kolayca girebilirler.  Bu hastalar, otobüse, trene binmekten, sinemaya, tiyatroya vb. kapalı ortamlara gitmekten, sokaklara çıkmaktan kaçınırlar hatta evden dışarı bile çıkamaz duruma gelebilirler.

 Panik bozukluk tanılı hastaların yaklaşık olarak,  %50- 75 gibi oranlarda agorafobi bulunmaktadır.

Tanı aşamasında birçok ruhsal hastalık ve bedensel hastalıkla karışabilmektedir. Bu hastalıkların detaylı bir değerlendirme ile dışlanması gerekir.

TEDAVİ


Tedavide güvene dayalı iyi bir hasta hekim ilişkisinin oluşturulması, hastanın sağlığı ile ilgili endişeleri ve muayene ve tetkik arayışını kontrol etme ve tedaviye uyumu sağlamada esastır. Tedavide sadece panik atakların düzeltilmesi değil, beklenti anksiyetesi ve agorafobik kaçınma davranışının da düzlemesi işlevsellik ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesi hedeflenmelidir. Aksi durumlarda atakların tekrar başlama oranı yüksektir.

İlaç tedavisinde genellikle antidepresan ve benzodiazepin grubu ilaçlar birlikte başlanmalarına rağmen temel tedaviyi antidepresanlar oluşturmakradır.  Benzodiazepinler  hızlı ( dakikalar ya da saatler içinde) etki ederler fakat mümkün olduğu kadar kısa sürede ( 4 hafta ) kesilmelidirler, antidepresanların etkileri daha geç ( 2-3 hafta) ortaya çıkar ve  tedavi  hastalara göre 6-12 ay kadar sürdürülebir, bazı hastalarda bu süre daha uzun olabilir. Tedaviye yetersiz cevap veren hastalarda çeşitli ilaçların birlikte kullanılması şeklinde güçlendirmeler yapılabilir.

 Psikoterapi yaklaşımının tedaviye önemli bir katkısı olmakta   ve özellikle  bilişsel davranışçı terapi  ve psikodinamik yönelimli terapi sıklıkla kullanılmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Scroll to Top